|• Sineklerin Tanrısı •|

Sineklerin Tanrısı hakkında söylenecek çok şey var. Zira Mina Urgan’ın İş Bankası çevirisinin arkasında 10 sayfalık falan bi sonsözü bulunmakta.
İçine girip bir çırpıda okuyamadım ben. Ama kitap tabii ki çok başarılı ve keyifliydi. Simgeler o kadar net ve gerçekti ki, keyif veriyordu bana.
Konuyu aktarmak gerekirse; atom savaşından kaçırılmak istenen Büyük Britanya çocuklarının bir yere götürülürken kazayla bir adaya düşmeleri ele alınmış. 6-12 yaş arası çocuklardan bahsediyoruz.

Dört temel durum mevcut romanımızda. Kısaca aktaracağım. Ralph, Jack, Domuzcuk, Simon. R, iyi lideri, Jack ise diktatörleri temsil ediyor. Ralph’ın yanında da Domuzcuk ve Simon var. Yani aydın kesim ve ermiş bir ruh. Okurken benim çok net gördüğüm durumlardı. Simon kitabın ortalarında Ralph’e adadan kurtulacağını bildiğini söyler mesela. Domuzcuk ise şişko, ileri derecede miyop ve astım hastasıdır. Fiziksel olarak diğerlerinden ‘ezik’tir ama Ada’da, herkesin kabul ettiği -ama göstermediği-, en zeki çocuktur. Barınaklar, ateş gibi fikirler hep ondan çıkmıştır. Düşünen bir kafa olduğu için de kendisine en büyük nefreti besleyenin kim olduğunu anlayabiliriz. Diktatörümüz ve av merakından aklını kaybeden Jack’imiz. Jack oldu olası Domuzcuk’a düşman, her fırsatta üstüne gitmekte. Her dediğini yapan bi ‘kabile’ istiyor. Ralph’taki demokrasiyi hiç kabullenmemekle birlikte gerçek Şef’in kendisi olduğunu bastırıp duruyor. Oysa kitabın başında Ralph oy birliği ile Şef seçiliyor. Kitabın yarısına kadar birlik olan bu iki lider ruhlu karakter daha sonraları iki farklı tarafı temsil edecek adada.

Son olarak Jack’in av tutkusunun ne kadar rahatsız edici olduğunu aktarayım. “Bize et lazım” diyerek avlara çıkmak istemekte ve barınak/ateş gibi unsurları göz ardı etmekteydi. Bunun sebebi et ihtiyacından çok onun kan dökme ihtiyacıydı nitekim. Gerçi ilk çıktığı avda canlı bi domuzu öldürmekte tereddüt eder ama daha sonra kim bilir belki iş insan öldürmeye kadar gidebilecekti.
Güzel bir romandı. Çok güldüğüm bir alıntıyı da sizlerle paylaşmak istiyorum:
📌 “Ben de sanırdım ki, bir yığın Britanyalı çocuk, bundan daha iyi idare edebilirlerdi durumu.”

Ayşegül

97/ Tarih mezunu, edebiyat okur.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir